Warning: Creating default object from empty value in /home/wwwpilon/public_html/wp-content/plugins/wpseo/wpseo.php on line 14

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/wwwpilon/public_html/wp-content/plugins/wpseo/wpseo.php:14) in /home/wwwpilon/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Pilonidal Sinüs http://www.pilonidalsinus.gen.tr Kıl dönmesi hastalığı olarak bilinen pilonidal sinüs oluşum nedenleri ve pilonidal sinüs hastalığı tedavi yöntemleri Mon, 26 Nov 2018 08:21:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.7.1 Kıl Dönmesi Tedavi Yöntemleri http://www.pilonidalsinus.gen.tr/kil-donmesi-tedavi-yontemleri http://www.pilonidalsinus.gen.tr/kil-donmesi-tedavi-yontemleri#respond Mon, 26 Nov 2018 08:21:09 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=1016 Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir? En İyi Tedavi Yöntemi Hangisidir?
Geçmişten günümüze birçok farklı tedavi teknikleri denenmiştir. Bu uygulamalardan bazıları güncel olarak uygulanırken bazıları geçerliliğini yitirmiştir. Bu yazımızda uygulanan tekniklerden ve kıl dönmesi ameliyatı seçiminde dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan bahsedeceğiz.
Kıl dönmesinin tedavi edilmesi için deri altında biriken kılların kendisini çevreleyen kapsül ile birlikte çıkarılması gerekmektedir. Oldukça minimal kesilerle yapılan teknikler geliştirilmiş omasına rağmen bazı cerrahlar hala dezavantajlı teknikleri tercih etmektedir. Güncel olarak uygulanan tedaviler şunlardır; Bascom, Sinusotomi, Açık bırakma, Flap, Fenol ve Mikro Sinüsektomidir.

Açık Bırakma

Nasıl Uygulanır?
Bu yöntem modern uygulamalara nazaran oldukça dezavantajlıdır. Kıl dönmesi için yaklaşık olarak 15 tane teknik bulunmaktadır ve açık bırakma bunlardan ilk uygulananlar arasındadır. Açık bırakma tekniğine kıl dönmesi kapsülü çevresini saran sağlıklı doku ile birlikte kesilerek çıkartılır. Dokunun çıkarıldığı alan kendi kendine iyileşmesi için açık bırakılır. Bu süreç hasta için oldukça meşakkatlidir. Kesi yapılan alanın normal haline dönmesi yaklaşık 6 ay gibi bir süre içerisinde gerçekleşir.
Avantajları/ Dezavantajları Nelerdir?
Dokunun açık bırakılması enfeksiyon riskine neden olur. Doku iyileşene kadar sürekli pansuman yapılması gerekir. Pansuman ilk başlarda hasta için ağrılı olur. Minimum 10 gün hasta sosyal hayatından uzak kalmak zorunda kalır. Açık bırakma işlemi narkoz uygulayarak yapılır ve narkozun tüm yan etkileri görülebilir. Alınan doku miktarının çok olması hem iyileşme sürecini uzatır hem de estetik açıdan istenmeyen bir görüntüye neden olur. Açık bırakma tekniğinin uygulanabilmesi için varsa öncelikli olarak apsenin tedavi edilmesi gerekir. Bu da tedavinin tamamlanma sürecini bir hayli uzatmaktadır.
Bütün kıl dönmesi problemleri için uygulanabilir. Tekrarlama riski oldukça azdır. Ancak dezavantajları göz önüne alınınca olumsuz bir tablo çizmektedir. Bu nedenle tavsiye edilen bir seçenek değildir.

Flap Ameliyatı

pilonidal sinüste flep ameliyatı
pilonidal sinüste flep ameliyatı.JPG

Flap ameliyatında kıl dönmesinin bulunduğu alandaki doku kesilerek çıkarılır. Ardından çevresindeki sağlıklı dokulardan alınan parça kıl dönmesinin alındığı alana dikilir. Yerleştirilen parçanın şekline yada uygulayan cerraha göre limberg, rhomboid, eliptik, karydakis, modifiyelimberg, V-Y flap, Z plasti ve D flep (karidakis diye bilinir) gibi çeşitli isimler verilmiştir. Sayılan tekniklerde kendi içerisinde etki ve yan etkisinde büyük farkla bulunmaz.
olumlu – olumsuz yönleri
Tekrarlama riskinin azdır. Doku dikilmesi sayesinde gerginlik görülmez. Narkoz uygulanarak yapılır. Yaklaşık 15 gün istirahat gerektirir. Kanama ve enfeksiyon riski mevcuttur. Uygulaması zor ve zaman alan bir tekniktir. Ameliyat sonrası dönemde yara oluşabilir.

Fenol Uygulaması

Cerrahi kesi yapılmadan uygulanan bir tekniktir. Kısa süreli bir tedavi sağlar. Sorunu kesin olarak çözmez, yalnızca hastayı geçici olarak rahatlatır. Fenol tedavisi 2 ila 4 seans arasında uygulanır. Her seans yaklaşık 15 dakika sürer. Seanslar devam ederken hasta gündelik hayatına devam edebilir.
Fenol tedavisinde kılların giriş deliklerinden oldukça ince olan aletlerle girilerek cilt altındaki kıl, tüy ve yabancı cisimleri eritmek için sorunlu bölge fenolle yıkanır. İşlem bitiminde bölgede ilaç kalmaz.
Avantajları/ Dezavantajları Nelerdir?
Tekrarlama riski oldukça yüksektir. Kıl giriş deliklerinden kıllar tekrar girebilir ve sorun tekrarlar. Bu nedenle kesin bir tedavi olmaktan ziyade hastaları geçici olarak rahatlatan bir yöntem olarak nitelendirilir. Cerrahi müdahale yapılmaması sayesinde pansuman ve özel bakım gerektirmez. Ayrıca hastane yatışı ve istirahate de gerek duyulmaz. İleri düzeyde vakalar içi uygulanamaz. Uygulama esnasına kimyasal madde dışarı sıçrarsa ileri boyutlarda yanıklara neden olabilir. Başarı ile uygulansa bile sorunun tekrarlama riski %70 civarıdır.

Bascom Ameliyatı

Kıl dönmesi tedavisi için geliştirilen teknikler çağdağ, güncel uygulamalar ve klasik uygulamalar olarak gruplandırılmaktadır. Yukarıda bahsedilen teknikler klasik uygulamalar içerisinde kategorize edilmektedir. Bascom ise çağdaş tedavi tekniklerinden birisidir. Başarılı bir şekilde en çok uygulanan tekniklerden birisidir.
Yukarıda bahsedilen flap yönteminde kesininin boyutu yaklaşık 25-30 cm ye kadar çıkabilmektedir. Bascom uygulamasında ise kesi miktarı oldukça minimaldir. Kesinin boyutu 3 ila 6 cm arasında değişmektedir. Açılan kesinden kıllar kendisini saran kapsül ile birlikte vücuttan çıkartılır.
Avantajları/Deazvantajları Nelerdir?
Tıbbi olarak 1 cm üzerinde kesi yapılan operasyonlar ameliyat olarak kabul edilmektedir. Ve her ameliyat az veya çok acıya neden olur. Bu nedenle tedavi tercih edilirken acısızdan ziyade acının minimal olduğu seçenek tercih edilmelidir. Bascom da kesi boyutunun az olması sayesinde hem yaşanan acı minimumdur hem de narkoza ihtiyaç duyulmaz. Ameliyat lokal anestezi ile uygulanabilir. 10-15 dakika süre tedaviden sonra 10 dakika kadar dinlendikten sonra hasta sosyal yaşantısına döner. Klasik yöntemler gibi günlerce istirahate gerek kalmaz.

Sinusotomi

Güncel olarak geliştirilen ameliyatsız kıl dönmesi tedavi tekniğidir. Kıl giriş delikleri genişletilerek biriken kıllar ve kılı saran kapsül temizlenir. Ameliyatsız bir diğer teknik fenol uygulamasıdır. Anca fenol tekniğinde sadece kıllar temizlenebildiği için sorun tamamen çözülmüş olmaz. Sinüsotomi de kılları saraan kapsül de temizlendiği için tekrarlama ihtimali oldukça düşüktür. İşlem sonrasında 10-15 gün pansuman yapılması yeterlidir.
Avantajları/Dezavantajları Nelerdir?
Dikiş ve kesiye gerek duyulmaksızın tedavi tamamlanır. Tekrarlama riski yoktur. Ağrı düşük düzeylidir.

Mikro Sinüsektomi

Kıl dönmesi tedavisi için geliştirilmiş en başarılı ameliyat tekniğidir. Geliştirilmiş olan tekniklerden en az kesi ile uygulanan tekniktir. Kapsülün büyüklüğüne göre 1.5 cm kesi bile yeterli olabilmektedir. Miksrosinüsektomi lokal anestezi ugulanarak yapılabilir. Açılan 1.5 2 cm lik kesinden kıllar ve kendisini çevreleyen kapsül çıkartılır. Kapsülün çıkarılması sayesinde içeride kıl kalmadığına emin olunabilir. Derin dikişlerle kıl kapsülünün açtığı boşluk kapatılır. Bu sayede deri birbirine yaklaşmış olur. Ardından estetik emilebilir dikişlerle cilt dikişi yapılır. Bu sayede pansuman ve dikiş aldırmaya gerek duyulmaz. Ayrıca dikişler gizli dikiş olduğu için dikiş kaynaklı rahatsızlık yaşanmaz. Yapılan araştırmalar mikro sisüsektomi ile tedavi edilen kıl dönmesi sorunlarında tekrarlama riskinin oldukça az olduğu saptamıştır.
Avantajları/Dezavantajları Nelerdir?
Kesinin az olması hasta açısında birçok açıdan avantajlıdır. Kesinin az olması sayesinde ağrı minimum düzeydedir. Ayrıca emilebilir gizli dikişler sayesinde tedavi sonrasında pansuman gibi özel bir bakıma ihtiyaç duyulmaz. Ameliyat sonrasında kısa bir süre dinlenen hasta gündelik hayatına dönebilir. Bu sayede iş gücü kaybı yaşanmaz sosyal hayattan uzaklaşmaya gerek kalmaz. Diğer uygulamalarda banyo için 10 gün beklemek gerekirken mikro sinüsektomi de 3 gün beklenmesi yeterlidir. Hasta konforunun en iyi ve iyileşme sürecinin en kısa olduğu tedavi seçeneğidir.

Yazan
Op Dr Seher Şirin

Kaynaklar
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21911239

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/kil-donmesi-tedavi-yontemleri/feed 0
Pilonidal Sinüs Hastalığının Dereceleri http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-hastaliginin-dereceleri http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-hastaliginin-dereceleri#respond Fri, 01 Feb 2013 14:57:35 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=873 Pilonidal sinüs ilerleme durumuna göre 5 seviye olrak derecelendirilir.

Tip I: Asemptomatik sinüs ağızları (pit) vardır. Bu hastalarda daha önce ne akıntı ne de abse öyküsü bulunur. Pitler hemen daima

naviküler bölgede, özellikle de orta hatta yer alırlar.Biz bu hastalara iyi kişisel hijyen (sık banyo, temiz ve pamuklu iç çamaşırı, geniş ve rahat pantolon ile uzun süreli oturmaktan kaçınma) ve lokal kıl temizliği önerilir.Zahmetsiz tedavi için uygun bir dönemdir.

Tip II: Akut pilonidal sinüs absesi gelişmiş olgulardır. Bu abseler mutlaka orta hattın dışında, lateral bir insizyon ile drene edilmeli ve mümkün olursa içerisindeki kıllar temizlenmelidir. Tedaviye sık pansuman ve oral antibiotiklerle tedavi edilir. Abse düzeldikten sonra cerrahi tedavi gerekir.

Tip III: Daha önceden abse denajı ya da akıntı öyküsü olan naviküler bölge sınırları içerisinde bulunan pitlerle kendini belli eden PS olgularıdır. Eğer inflamasyon yoksa Bascom (cleft lift) prosedürü uygulanır.Bazen bu hastalarda bir sinüs ağzında kronik inflamasyon ve akıntı olabilir. Bu hastalarda

önce kronik inflame sinüsün çıkarılması ve aynı seansta kılların mümkün olduğunca temizlenmesi daha sonra semptomların yatışmasını takiben Bascom girişimi yapılması başarıyla uygulanmakta olan bir yöntemdir.

Tip IV: Bir ya da daha çok sinüs ağzının orta hattaki bölge sınırları dışında olduğu olgulardır. Bu hastaların öyküsünde birçok kez apse oluşumu, drenaj ve akıntı atağı vardır. Yine bu hastalarda bazı sinüs ağızlarında aktif inflamasyon olabilir. Tedavi bu durumda iki aşamalı girişimdir. Eğer inflamasyon yoksa tek seansta Bascom prosedürü ve lateral ağızların ayrı eliptik insizyonlarla çıkarılması ve primer kapatılması önerilir6.

Tip V: Pilonidal sinüs cerrahisi sonrası rekürrens gelişmiş olgulardır. Önceki girişimin başarısızlığının en büyük nedeni hastanın naviküler bölge  genişliğinin doğru tayin edilememesine bağlı olarak zamanla intergluteal sulkusun tekrar oluşmasıdır. Bu bakımdan ilk girişimde naviküler bölge sınırlarının doğru saptanıp lateralizasyonun ve sulkus düzleştirilmesinin hastanın anatomisine uygun şekilde yapılması gerekir.Biz önceki girişim ne olursa olsun bu olgularda Bascom prosedürünü veya eğer presakral yağ doku kaybı söz konusuysa Karydakis flebini uyguluyoruz. Ancak nüks bazen başarılı bir sulkus düzleştirmesi sağlanmışken de genelde orta hatta, katlantı yerlerine uyan noktalarda tek bir pit olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda sadece pit eksizyonu yeterli olabileceğinden öncelikle denenmesi önerilmektedir.

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-hastaliginin-dereceleri/feed 0
Pilonidal Sinüs Ameliyatı İz Kalırmı? http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-ameliyati-iz-kalirmi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-ameliyati-iz-kalirmi#comments Sat, 03 Nov 2012 12:08:43 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=854 Cildin bütünlüğünün bozulduğu her durumda yanı cilt kesilerek yapılan her ameliyat geride mutlaka iz bırakır.Estetik dikiş iz bırakmaz,gizli dikiş iz bırakmaz gibi bilgiler tümüyle yanlıştır her kesi ve dikiş iz bırakarak iyileşir.Estetik ameliyatlarda bu dikiş gizlenir mesela alın germe ameliyatında iz vardır ama saçın içine gizlenebilir.

Oluşacak iz miktarı bir çok faktöre bağlıdır bunlar;kesinin büyüklüğü,kesilen yerden çıkarılan doku miktarı (gerginlik izi artırır),dikiş tarzı (normal dikiş balık kılçığı gibi görünür),kişinin iyileşme yeteneği gibi.

Pilonidal sinüs ameliyatı iz bırakır ama yapılan kesinin büyüklüğü ve ameliyat yöntemine göre bu iz miktarı 1 cm ile 30 cm arasında değişebilir.Mikro sinüsektomi ameliyatından sonra 1-2 cm iz kalırken flap ameliyatlarından sonra bir bacağı 7-12 cm olan Z harfi şeklinde devasa bir iz de kalabilir.Yapılan diğer 9 çeşit ameliyatta bu iz bu ölçüler arasında değişebilir.en abartılı iz flap yöntemiyle yapılan pilonidal sinüs ameliyatından sonra kalır.

Özellikle bayan hastalarda izin miktarı kişiyi çok sıkıntıya sokabilmektedir.Poposunda büyük bir iz taşıyan bir bayan bundan ciddi rahatsızlık hissedebilir.Bu kadar büyük kesiklerde popoda genel bir deformasyon (yamuklaşma) da oluşur.Özellikle keloid denilen yapısı olan kişilerde bu iz parmak kalınlığında kabarık ve kırmızı bir iz oluşabilir.

Pilonidal sinus ameliyatlarının en az iz bırakan tekniği mikro sinüsektomidir,1-2 cm lik iz kalır ancak kalçaların arasında kaldığı için özellikle bakılmadığı sürece görülemez.Hatta ameliyattan sonra bir cerrah tarafından bile muayene edildiğinde daha önce ameliyat olduğu algılanamayabilir.

İz sizin için önemliyse ameliyatınızı hangi teknikle yaptıracağınızı iyi araştırmalı doktorunuza ne kadar iz kalabileceğini net bir şekilde sormalısınız.”Gizli dikiş koyarız iz kalmaz,estetik dikeriz” gibi sizi ikna etmeye yönelik sözleri değerlendirmeye almamalısınız.

Fenol yada gümüş nitrat ile tedavide de mikro sinüsektomi gibi görünür iz kalmaz ancak bu tedavi yöntemlerinde hastalık % 70 oranında tekrar oluştuğu için uygulayıcısı giderek azalmaktadır.Bu yöntemle yapılan pilonidal sinüs tedavisinden sonra tekrarın en önemli nedeni giriş deliklerinin kalması sebebiyle yeniden kıl girmesi ve içerde kıl kalmasıdır.

Pilonidal Sinüs Ameliyatı Sonrası İz Görünümü

pilonidal sinüs açık bırakma ameliyatı
pilonidal sinüs açık bırakma ameliyatı sonrasında kalan iz
pilonidal sinüs flap ameliyatı
pilonidal sinüs flap ameliyatı sonrasında kalan iz

Microsinüsectomi Yönteminde Nerdeyse Hiç İz Kalmaz

yukarda ayrıntılı şekilde bahsedildiği gibi her ameliyatın bırakacağı iz çok farklıdır.Pilonidal sinüs ameliyatları arasında en fazla ve rahatsız edici iz flap yönteminde kalmaktadır.Videoda izleyeceğiniz flapla pilonidal sinüs ameliyatı flap ameliyatının yapılabilecek en küçük halidir,daha ileri vakalarda kesik uzunlukları çok daha uzun olabilmektedir.

Bu kadar abartılı iz bırakmasına rağmen en yaygın yapılan ameliyat tekniği flap ameliyatlarıdır bunun en önemli sebebi diğer klasik ameliyatlardan daha az oranda % 7 kadar tekrar etmesidir,bir diğer sebep ise flap ameliyatını yapan cerrahın döner sermaye payı diğer ameliyatlardan daha yüksektir.Videoda izleyeceğiniz mikro sinüsektomi ameliyatında fark edilir iz kalmaz ve yaralanma küçük olduğu için tekrar ihtimali daha düşük % 3 civarındadır.

http://www.youtube.com/watch?v=Ky_j5x-KdRY

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-ameliyati-iz-kalirmi/feed 7
Pilonidal Sinüs Bilimsel Yayınlar http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-bilimsel-yayinlar http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-bilimsel-yayinlar#respond Wed, 26 Sep 2012 08:52:19 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=847 Hastalığı bilimsel olarak inceleyen bilim adamları ve hekimlerin yayınlamış olduğu ve gerçekliği kanıtlanmış olan pilonidal sinüs hastalığı konusunda en detaylı ve orjinal bilgiler ışığında sizlere aktarmak istiyoruz. Aşağıdaki bilgiler ingilizce olma sebebi verilen orjinal olarak aktarılmasından kaynaklanmaktadır.

Treatment of chronic pilonidal sinus with local anaesthesia: a randomized trial of closed compared with open technique

  1. M. Testini1,
  2. G. Piccinni1,
  3. S. Miniello1,
  4. B. Di Venere1,
  5. G. Lissidini1,
  6. V. Nicolardi2,
  7. G. M. Bonomo1

Objective

To compare open with closed treatment of chronic pilonidal sinus.

Patients and methods

From 1993 to 1996, 100 patients were submitted to excision of chronic pilonidal sinus, with local anaesthesia and were randomized in two groups: group A in which open treatment and group B in which direct suture were performed. The follow-up, ranging from 37 to 89 months, was performed by outpatient visits or by phone.

Results

Short-term results showed 6 (12.0%) post-operative complications in group A vs 10 (20.0%) in group B. Long-term results showed 9 (18.0%) complications in group A vs 7 (14.0%) in group B. Mean wound healing was 58 days (range: 29–93) in group A vs 12 (range: 9–61) in group B. The return to normal activity was 25.7 (range: 11–77) vs 10.4 (range: 5–32). Wound healing and the return to normal activity were the only statistically significant differences.

Conclusions

Regarding morbidity neither technique has particular advantages over the other. The closed technique produced quicker wound healing and a quicker return to normal activity.

 

 

Sacrococcygeal local anaesthesia versus general anaesthesia for pilonidal sinus surgery: a prospective randomised trial

M. Z. Naja1,

M. F. Ziade2,

M. El Rajab3

Summary

Sixty patients scheduled for pilonidal sinus surgery were prospectively randomly assigned to receive general anaesthesia or sacrococcygeal local anaesthesia with a newly-described technique. Patients in the general anaesthesia group spent more time in the operating theatre and recovery room than did those in the local anaesthesia group (p < 0.05). Two thirds (67%) of the patients in the local anaesthesia group left hospital on the day of surgery compared to only 17% of patients in the general anaesthesia group (p < 0.05). Visual analogue scale pain scores performed during the 3-day follow-up period favoured the local anaesthetic technique (p < 0.05). Postoperative analgesia requirements were greater in the general anaesthesia group than in the local anaesthesia group (p < 0.05). The majority of patients and surgeons expressed satisfaction with local anaesthesia. Sacrococcygeal local anaesthesia appears to be a successful alternative to general anaesthesia for pilonidal sinus surgery.

The surgical treatment of pilonidal sinus is often associated with considerable postoperative pain [1] and a hospital stay of up to 5 days [2]. A variety of surgical and anaesthetic techniques have been used in an attempt to decrease postoperative pain or to limit the duration of hospital stay, e.g. the excision and skin flap technique [3], Limberg flaps with no surgical drains [4], Bascom’s operation [5], excision of the sinus down to the sacrococcygeal fascia and simple primary closure of the wound without tension sutures or surgical drains [6], and the use of hydrocolloid dressings [1]. The laser excision technique [7, 8] has also been reported to minimise postoperative pain but does not decrease the duration of hospital stay [8].

In addition to the complications that may result from general anaesthesia, the performance of the operation in the prone position provides further opportunities for patient morbidity that include decreased pulmonary compliance, cardiovascular instability and airway problems [9–12]. Different anaesthetic techniques have been introduced as an alternative to general anaesthesia. Spinal anaesthesia has been reported to decrease the duration of hospital stay slightly but was found to be associated with an incidence of complications such as haematoma, wound infection and minor wound breakdown in 8% of patients [13]. The use of local anaesthesia in combination with sedation [14, 15] has succeeded in decreasing pain [16] and hospital stay [2]. However, the local anaesthetic used allowed only limited surgical procedures [17]. It has been argued that in order to minimise, or even to avoid, hospital admission, the ideal management of patients undergoing pilonidal sinus surgery should include the avoidance of general anaesthesia and the provision of effective postoperative analgesia [18].

The aim of this study was to compare a sacrococcygeal local anaesthesia technique with general anaesthesia for the surgical treatment of pilonidal sinus. The outcome indicators of the study were postoperative pain, consumption of postoperative analgesic medications, duration of hospital stay and the satisfaction of both patient and surgeon.

Methods

Following Local Research Ethics Committee approval and written, informed consent, 60 patients scheduled for the surgical treatment of symptomatic pilonidal sinus were included in the study. Patients allergic to lidocaine or with multiple pilonidal orifices were excluded from this study. The patients were randomly assigned by sealed envelopes to receive either local anaesthesia (LA group) or general anaesthesia (GA group). Due to the substantial difference between the two anaesthetic techniques, a double-blind design was not possible. Instead, an observer-blinded design was used, with nurses who were unaware of the anaesthesia technique collecting the postoperative data. In addition to standard demographic and clinical data, the times spent by the patients in the operating theatre and in the recovery room were recorded.

The patients were followed up for 3 days after surgery. Postoperative pain was assessed with a non-graduated 100 mm visual analogue scale (VAS). Pain during movement was assessed at 6, 12, 24, 36, 48 and 72 h after surgery.

During the first 24 h after surgery, intramuscular pethidine 1 mg.kg−1 was given if necessary. If pain relief was not achieved within 30 min of pethidine administration, oral coproxamol was given. For patients who were still in pain after the first postoperative day, further coproxamol was given.

The criteria for discharge from the recovery room were haemodynamic stability, VAS pain scores < 40 mm and full consciousness. The decision to discharge the patient from the hospital was made by the surgeon who performed the operation on the basis of wound haemostasis, pain score < 40 mm and overall medical status.

At the end of the operation, the surgeon was asked whether he was satisfied with the operative conditions. Patients undergoing surgery under local anaesthesia were asked whether they felt discomfort during the insertion of the block or at any time during surgery.

The sacrococcygeal block was performed with the patient in the prone position, after intravenous access had been gained and routine monitors had been attached. The buttocks were pulled laterally with adhesive tape, exposing the sacral area and the pilonidal sinus. After aseptic preparation of the skin, four injection sites were marked: 4 cm above and below, and 3 cm lateral to the centre of the pilonidal sinus on both sides (Fig. 1). A ‘lozenge’ shape is thus formed by connecting the injection sites. At each of the four injection sites, plain lidocaine 1% 0.3 ml was injected subcutaneously using an 8-mm 30G needle (Micro-Fine Plus, Becton Dickinson, Dublin, Ireland).

 

Figure 1. Diagram detailing the local anaesthetic technique.

Download figure to PowerPoint

Each 20 ml of the local anaesthetic mixture used for the main block contained: lidocaine 2% 6 ml, lidocaine 2% with epinephrine 1 : 200 000 6 ml, bupivacaine 0.5% 6 ml, fentanyl 50 μg.ml−1 1 ml and clonidine 75 μg.ml−1 1 ml. In our experience, this mixture provides excellent postoperative analgesia of surprisingly long duration when used for peripheral nerve blocks [19–22]. A total of 30–40 ml of the local anaesthetic mixture was used, depending on the patient’s weight. The technique is as follows.

A 10-mm 27G needle (Becton Dickinson) is introduced at each of the four injection sites in turn. The needle is first introduced perpendicular to all planes, and 1 ml of the local anaesthetic mixture is infiltrated. The needle is then partially withdrawn and reinserted at an angle of 45° to the skin, aiming towards the centre of the pilonidal sinus, where another 1 ml of the mixture is injected. The needle is then partially withdrawn and reinserted at an angle of 45° to the skin in the direction of one side, and then the other, of the lozenge, 1 ml of the mixture being injected along each side (see arrows in Fig. 1). The above steps are then repeated but with a 33-mm 27G needle (Becton Dickinson).

The injections should be performed slowly so as to minimise discomfort. The procedure takes 10–15 min. The onset time of the block, as determined by sensitivity to pinprick within the incision area, is a further 10–15 min. Even though all LA group patients were offered sedation, none requested or received sedation during the performance of the block or during the surgical procedure.

General anaesthesia for patients in the GA group was induced with intravenous fentanyl 1.5 μg.kg−1 and thiopental 3–5 mg.kg−1, followed by tracheal intubation facilitated by atracurium 0.5 mg.kg−1. The patients were then turned to the prone position. Anaesthesia was maintained with isoflurane 1–3% in nitrous oxide 70% and oxygen 30%. The isoflurane concentration was adjusted so as to maintain blood pressure within 25% of pre-induction values. At the end of the operation, the patient was returned to the supine position and residual neuromuscular blockade was antagonised with neostigmine 0.05 mg.kg−1 and atropine 0.01 mg.kg−1.

The cavity of the pilonidal sinus was marked by injecting 10 ml of Methylene blue through one of the sinus openings. Elliptical incisions (1–2.5 cm from the centre of the sinus) were made using cutting diathermy down to, but preserving, the presacral fascia. Excision of the pilonidal sinus was then performed, followed by careful haemostasis. Depending on the degree of infection of the pilonidal sinus, one of the following two procedures was chosen:

Primary closure using interrupted 2/0 nylon sutures was used if there were signs of modest infection.

If the pilonidal sinus was considered to be significantly infected, the wound was left open and packed with antibiotic dressings (Sofratull, Roussel, England), as recommended by Menzel et al.[23].

Student’s t-test or Wilcoxon’s test was performed as appropriate to determine the difference between the two study groups with regard to age, height, weight, duration of surgery, recovery stay, need for supplementary opioid administration and pain scores. The Chi squared test was used to test the differences in sex, postoperative nausea and vomiting and hospital stay. A probability value of < 0.05 was considered to be significant. In order to detect a 20% difference in the primary study end-point (pain score) with α = 5% and β = 10%, a sample size of 30 patients in each group was found to be necessary.

Results

Demographic and operation data are given in Table 1. Patients in the GA group spent more time in the operating theatre (p = 0.004) and in the recovery room (p = 0.011) than patients in the LA group (Table 2). On average, patients in the GA group spent 10 min more in the operating theatre and 20 min more in the recovery room than those in the LA group. Patients in the LA group had a shorter hospital stay than those in the GA group (p = 0.0001) (Table 2). Two thirds of the patients in LA group (67%) left the hospital on the day of surgery compared to only 17% of patients in the GA group.

Table 1.  Demographic and operation data. Values are mean (SD) or number (%).
  GA Group (n = 30) LA Group (n = 30)
GA: general anaesthetic. LA: local anaesthetic.
Sex; M: F 20 : 10 21 : 9
Age; years 24.8 (5.5) 26.9 (16.2)
Height; cm 168 (8.0) 168 (7.0)
Weight; kg 79.5 (13.9) 79.0 (13.0)
Body mass index
 < 25 kg.m−2 5 (17%) 6 (20%)
 25–30 kg.m−2 18 (60%) 15 (50%)
 ≥ 30 kg.m−2 7 (23%) 9 (30%)
Surgical procedures
 Primary closure 3 (10%) 2 (7%)
 Wound left open 27 (90%) 28 (93%)
Table 2.  Postoperative outcome measures. Values are mean (SD) or number (%).
  GA Group (n = 30) LA Group (n = 30)  
Duration in the operating theatre; min 47 (13) 36 (15) p = 0.004
Recovery room stay; min 87 (38) 64 (32) p = 0.011
Hospital stay
 Discharged same day 5 (17%) 20 (67%) p = 0.0001
 One night in hospital 22 (73%) 10 (33%)  
 ≥ two nights in hospital 3 (10%)  
Number of patients free from postoperative nausea and  vomiting 28 (93%) 29 (97%) p > 0.05
Number of patients expressing satisfaction with  anaesthetic technique 21 (70%) 28 (93%) p = 0.045
Surgical complications
 Bleeding 1 (3%) 1 (3%) p > 0.05

Two patients complained of discomfort during the performance of the local anaesthetic block. The majority of patients expressed satisfaction with the local anaesthetic technique while in the operating theatre (28 patients, 93%). This proportion was significantly higher than the number of patients in the GA group who expressed satisfaction when asked in the recovery room (21 patients, 70%) (p = 0.045). Most surgeons were satisfied with the operating conditions produced by the local anaesthetic technique (28 operations, 93%). Bleeding was the only surgical complication reported, being of equal incidence in the two groups.

All pain scores performed during the fellow-up period (Table 3) were in favour of the local anaesthetic technique, with significant differences throughout this period.

Table 3.  Visual analogue scale scores during the postoperative period. Values are mean (SD) and median [range].
  GA Group (n = 30) LA Group (n = 30)  
VAS = visual analogue scale.
VAS score 6 h after surgery; mm 47.5 (11.5) 15 (18.1) p = 0.0001
50 [0–55] 10 [0–70]
VAS score 12 h after surgery; mm 38.5 (16.5) 15 (18.0) p = 0.0001
45 [0–55] 10 [0–60]
VAS score 24 h after surgery; mm 30 (19.07) 17.6 (19.6) p = 0.0001
37.5 [0–50] 15 [0–55]
VAS score 36 h after surgery; mm 24 (18.5) 10.5 (17.6) p = 0.001
25 [0–45] 0 [0–15]
VAS score 48 h after surgery; mm 13 (16.0) 5.8 (12.1) p = 0.0001
10 [0–45] 0 [0–45]
VAS score 72 h after surgery; mm 8.67 (14.1) 2.5 (6.26) p = 0.002
0 [0–45] 0 [0–25]

The need for postoperative analgesia was found to be higher in the GA group than in the LA group (Table 4). Patients in the GA group required significantly more analgesic drugs (p < 0.01).

Table 4.  Total opioid consumption during the postoperative period.
Time interval Drug GA Group (n = 30) LA Group (n = 30)  
0 h−6 h Coproxamol 22 tablets 2 tablets p = 0.001
Pethidine 1292 mg 147 mg p = 0.0001
6 h−12 h Coproxamol 32 tablets 4 tablets p = 0.0001
Pethidine 890 mg 85 mg p = 0.001
12 h−24 h Coproxamol 78 tablets 14 tablets p = 0.0001
Pethidine 604 mg 155 mg p > 0.05
24 h−48 h Coproxamol 68 tablets 12 tablets p = 0.001
Pethidine 222 mg
48 h−72 h Coproxamol 28 tablets  
Pethidine  

 

Discussion

These results suggest that the local anaesthetic technique used is a realistic alternative to general anaesthesia, being associated with a shorter hospital stay, lower pain scores and a lower consumption of opioid analgesic drugs. Two thirds of the patients in the LA group became day-stay cases. Two patients in the LA group complained of pain during the performance of the block. This pain may be due to injecting the local anaesthetic mixture in a relatively small space over a short period of time. The pain was transient, lasting only 2–3 min. We therefore suggest that the injections should be performed slowly and progressively to minimise discomfort.

Some authors have reported that local anaesthetic techniques produce poor results in the presence of acute inflammation [24]. However, our technique of infiltrating the local anaesthetic mixture along the border of the lozenge, some 3 cm away from the sinus, and thus affecting the nerves supplying the surgical area, seems to produce an effective block. All patients in the LA group had a clinically effective block, and no patient required conversion to a general anaesthetic. In two patients in the LA group, the pilonidal sinus was highly inflamed, and the surgeon needed to extend the area of incision beyond the anaesthetised area. Not surprisingly, this produced pain for the patients and dissatisfaction in the surgeons. These operations were completed successfully after infiltration of a further 10 ml of the local anaesthetic mixture. Although the surgeons were asked to delineate the extent of the incision before the block was performed, surgeons often decide to extend the incision during the procedure. We suggest that the inflamed area should be carefully palpated before local anaesthetic injection so that the lozenge can be enlarged if necessary.

Patients in the LA group spent significantly less time in the operating theatre than those in the GA group. This may be the result of the additional time required to turn a patient carefully into the prone position. Patients in the LA group were fully conscious during the operation, and were thus able to position themselves comfortably and quickly. Patients undergoing surgical procedures in the prone position under general anaesthesia may experience an increased incidence of a variety of complications [9, 10, 25–27]. The incidence of such complications may be substantially decreased if the patient is awake.

In accordance with our previous published experience [19–22], the period of improved analgesia in patients undergoing surgery under local anaesthesia is remarkably long, exceeding the anticipated duration of the local anaesthetic effect itself. There may be a number of reasons for this. Several studies have reported surprisingly long durations of improved pain relief following the use of the local anaesthetic/opioid/α2 adrenoceptor agonist mixture used in this study [28–30]. This, taken together with the recent finding of decreased pain both at rest and on swallowing for 5 days after the use of a local anaesthetic/α2 adrenoceptor agonist mixture for tonsillectomy [31], may indicate a potential pre-emptive analgesic action of this type of mixture. Another factor is that injecting morphine accurately around the nerves has been reported to improve pain relief of long duration [32, 33]. The decreased need for opioid analgesia in the LA group resulted in a shorter hospital stay.

In summary, the use of the local anaesthetic technique described in this paper for pilonidal sinus surgery seems to result in greater patient and surgeon satisfaction, shorter hospital stay and better overall pain relief.

References

1

Viciano V, Castera JE, Medrano J, Aguilo J, Torro J, Botella MG, Toldra N. Effect of hydrocolloid dressings on healing by second intention after excision of pilonidal sinus. The European Journal of Surgery 2000; 166: 22932.info:pmid/10755338

Direct Link:

Abstract

PDF(30K)

2

Bascom J. Pilonidal disease: long-term results of follicle removal. Diseases of the Colon and Rectum 1983; 26: 8007.info:pmid/6641463

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 55

3

Quinodoz PD, Chilcott M, Grolleau JL, Chavoin JP, Costagliola M. Surgical treatment of sacrococcygeal pilonidal sinus disease by excision and skin flaps: the Toulouse experience. The European Journal of Surgery 1999; 165: 10615.info:pmid/10595611

Direct Link:

Abstract

PDF(121K)

4

Erdem E, Sungurtekin U, Nessar M. Are postoperative drains necessary with the Limberg flap for treatment of pilonidal sinus? Diseases of the Colon and Rectum 1998; 41: 142731.info:pmid/9823811

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 28

5

Mosquera DA, Quayle JB. Bascom’s operation for pilonidal sinus. Journal of the Royal Society of Medicine 1995; 88: 4546.

6

Al-Jaberi TM. Excision and simple primary closure of chronic pilonidal sinus. The European Journal of Surgery 2001; 167: 1335.info:pmid/11266254

Direct Link:

Abstract

PDF(50K)

7

Grubnik VV, Bakhar GA. The use of a laser in the surgical treatment of an epithelial coccygeal cyst. Kliniches Kaia Khirurgiia 1993; 1: 235.

8

Palesty JA, Zahir KS, Dudrick SJ, Ferri S, Tripodi G. Nd:YAG laser surgery for the excision of pilonidal cysts: a comparison with traditional techniques. Lasers in Surgery and Medicine 2000; 26: 3805.info:pmid/10805943

Direct Link:

Abstract

PDF(231K)

References

9

Brodsky JB, Oldroyd M, Winfield HN, Kozlowski PM. Morbid obesity and the prone position: a case report. Journal of Clinical Anesthesia 2001; 13: 13840.info:pmid/11331177

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 5

10

Hunter JD, Reid C, Noble D. Anaesthesia management of the morbidly obese patient. Hospital Medicine 1998; 59: 4813.info:pmid/9775276

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 3

11

Palmon SC, Kirsch JR, Depper JA, Toung TJ. The effect of the prone position on pulmonary mechanics is frame-dependent. Anesthesia and Analgesia 1998; 87: 117580.info:pmid/9806704

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 10

12

Archer DP, Ravussin P. Perioperative effects of the prone position: anesthesiologic aspects. Annales Francaises d’Anesthesie et de Reanimation 1998; 17: 1726.info:pmid/9750718

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 1

13

Khaira HS, Brown JH. Excision and primary suture pilonidal sinus. Annals of the Royal College of Surgeons of England 1995; 77: 2424.info:pmid/7574311

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 27

14

Weinstein MA, Rubin RJ, Salvati EP. The dilemma of pilonidal disease: pilonidal cystotomy reappraisal of an old technique. Diseases of the Colon and Rectum 1977; 20: 2879.info:pmid/862487

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 15

15

Senapati A, Cripps NP, Thompson MR. Bascom’s operation in the day-surgical management of symptomatic pilonidal sinus. The British Journal of Surgery 2000; 87: 106770.info:pmid/10931052

Direct Link:

Abstract

PDF(64K)

References

16

Klin B, Heller ON, Kaplan I. The use of the CO2 laser in pilonidal sinus disease: preliminary results of an ambulatory prospective study. Journal of Clinical Laser Medicine and Surgery 1990; 8: 317.info:pmid/10160877

PubMed

17

Ortiz HH, Marti J, Sitges A. Pilonidal sinus: a claim for simple track incision. Diseases of the Colon and Rectum 1977; 20: 3258.info:pmid/862493

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 9

18

Destito C, Romagnoli A, Pucello D, Mercuri M, Marin AW. Pilonidal sinus: long term results of excision and closure technic. Review of the literature. Giornale di Chirurgia 1997; 18: 4416.info:pmid/9471223

PubMed

19

Naja Z, El Hassan MJ, Khatib H, Ziade MF, Lönnqvist PA. Combined sciatic-paravertebral nerve block vs. general anaesthesia for fractured hip of the elderly. Middle East Journal of Anesthesiology 2000; 15: 55968.info:pmid/11126507

PubMed

20

Naja MZ, El Hassan MJ, Oweidat M, Zbibo R, Ziade MF, Lönnqvist PA. Paravertebral blockade vs general anesthesia or spinal anesthesia for inguinal hernia repair. Middle East Journal of Anesthesiology 2001; 16: 20110.info:pmid/11565433

PubMed

21

Naja Z, Ziade MF, Lönnqvist PA. Bilateral paravertebral somatic nerve block for ventral hernia repair. European Journal of Anaesthesiology 2002; 19: 197202.info:pmid/12071240

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 23

22

Naja Z, Lönnqvist PA. Somatic paravertebral nerve blockade. Incidence of failed block and complications. Anaesthesia 2001; 56: 11848.info:pmid/11736777

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 32

23

Menzel T, Dorner A, Cramer J. Excision and open wound treatment of pilonidal sinus. Rate of recurrence and duration of work incapacity. Deutsche Medizinische Wochenschrift 1997; 122: 144751.info:pmid/9424422

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 7

24

Meban S, Hunter E. Outpatient treatment of pilonidal disease. Canadian Medical Association Journal 1982; 126: 941.info:pmid/7074492

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 4

25

Caricato A, Pennisi MA, Pappalardo F, Iodice F, Lepore D. Bilateral fixed mydriasis reversible during orthopedic surgery in the prone position. Anesthesiology 1999; 90: 17778.info:pmid/10360879

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 3

26

Miller RD.The immediate preinduction period. In: MillerRD, ed. Anesthesia, 2nd edn. New York: Churchill Livingstone, 1986: 399408.

Web of Science® Times Cited: 6

27

Toyota S, Amaki Y. Hemodynamic evaluation of the prone position by transesophageal echocardiography. Journal of Clinical Anesthesia 1998; 10: 325.info:pmid/9526935

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 23

28

Bernard JM, Macaire P. Dose-range effects of clonidine added to lindocaine for brachial plexus block. Anesthesiology 1997; 87: 27784.info:pmid/9286891

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 77

29

El Saied AH, Steyn MP, Ansermino JM. Clonidine prolongs the effect of ropivacaine for axillary brachial plexus blockade. Canadian Journal of Anaesthesia 2000; 47: 9627.info:pmid/11032270

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 25

30

Singelyn FJ, Gouverneur JM, Robert A. A minimum dose of clonidine added to mepivacaine prolongs the duration of anesthesia and analgesia after axillary brachial plexus block. Anesthesia and Analgesia 1996; 83: 104650.info:pmid/8895283

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 71

31

Giannoni C, White S, Enneking FK, Morey T. Ropivacaine with or without clonidine improves pediatric tonsillectomy pain. Archives of Otolaryngology – Head and Neck Surgery 2001; 127: 126570.

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 38

32

Sanchez R, Nielsen H, Heslet L, Iversen AD. Neuronal blockade with morphine. A hypothesis. Anaesthesia 1984; 39: 7889.info:pmid/6476316

Direct Link:

Abstract

PDF(124K)

References

33

Mays KS, Lipman JJ, Schnapp M. Local analgesia without anesthesia using peripheral perineural morphine injections. Anesthesia and Analgesia 1987; 66: 41720.info:pmid/3578848

CrossRef,

PubMed,

Web of Science® Times Cited: 56

 

 

 

Surgical treatment of complicated pilonidal disease: limited separate elliptical excision with primary closure

  1. O. F. Akinci,
  2. A. Coskun,
  3. A. Ozgonul,
  4. A. Terzi

Article first published online: 16 AUG 2006

Abstract

 Objective We aimed at treating complicated pilonidal sinus (PS) patients by a simple and effective surgical procedure.

 Method Between 2000 and 2004, 24 selected complicated PS patients were treated with ‘limited separate elliptical excision and primary closure’. Patients with extensive or bilateral gluteal involvement, having more lateral, caudal or cephalic sinuses, multiple recurrences and unhealed chronic wounds after pilonidal surgery were included. Asymmetric excision and primary closure was performed to main diseased tissue in the midline. Additionally, small separate elliptical excisions with primary closure were performed in other involved tissues. The fistula tract or granulation tissue were excised subcutaneously if present. All patients were operated under local anaesthesia. The fascial attachments between the skin and coccyx were released at the deep point in the midline and at one side of wound. Suction drains and prophylactic antibiotics were used; subcutaneous tissues were closed with running polyglactin sutures and skin with polypropylene subcutaneously.

 Results The mean age of patients was 28.4 years (range 18–38). The mean follow-up time was 2.8 years. One recurrence, one seroma, one wound infection and one wound breakdown were recorded. Healing was always by first intention except in patients with wound infection and breakdown.

 Conclusion Most of the complicated PS patients can be operated with acceptable rates of recurrences and complications by using ‘limited separate elliptical excisions with primary closure’.

 

Bascom’s operation in the day-surgical management of symptomatic pilonidal sinus

  1. A. Senapati1,2,*,
  2. N. P. J. Cripps1,
  3. M. R. Thompson1

Abstract

Background

Many treatments for symptomatic pilonidal sinus disease have been described. Ambulatory treatment with minimal morbidity and a rapid return to normal activity is desirable. Bascom’s operation fulfils these requirements. This paper describes the operative technique and results of treatment.

Methods

Some 218 patients of mean age 27 years were treated as day cases. The mean duration of symptoms was 2·4 years. Sixty-eight per cent of patients had complex disease with more than two midline pits and/or a lateral discharging sinus. One hundred and eighty-three patients (84 per cent) were operated on under local anaesthesia.

Results

Ninety-five per cent of patients have been followed up for a mean of 12·1 (range 1–60) months. All except one midline wound healed. Lateral wounds healed after a mean of 4·0 (range 1–15) weeks. Postoperative complications were few, including bleeding in 4 per cent and abscess formation treated by reopening the lateral incision in 6 per cent. Twenty-one patients (10 per cent) have had recurrence and have needed reoperation.

Conclusion

Bascom’s operation is simple and results in considerable financial savings with minimal social disruption and an early return to work. Recurrent disease is no more frequent than after other treatments. © 2000 British Journal of Surgery Society Ltd

 

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-bilimsel-yayinlar/feed 0
Ayaktan Pilonidal Sinüs Tedavi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/ayaktan-pilonidal-sinus-tedavi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/ayaktan-pilonidal-sinus-tedavi#comments Tue, 25 Sep 2012 07:53:00 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=844 Başlığa bakıp yanımayın arkadaşlar ayaktan kesip tedavi etmiyoruz. Ayaktan tedavide kasıt hastanın hastane klinik gibi ortamlarda günlerce yatma, sosyal hayatından mahrum olmasını önlemektir. Yani kısaca muayene olur gibi tedavi olup sağlığınıza kavuşmuş bir halde gitmenizi amaçlamaktadır. Ayaktan pilonidal sinüs tedavisini daha detaylı özetleyen ve doktorlarımız tarafından hazırlanan yazıyı mutlaka okumalısınız.

Pilonidal sinüsün ayaktan tedavisi

Pilonidal sinüs yaygın olarak yataklı tedavi kurumlarında ameliyat edilmektedir çünkü uygulanan klasik yöntemler narkoz gerektirdiği için naorkoz öncesi tahliller ve narkoz sonrası hastanede yatma gereksinimi vardır.Diğer taraftan klasik cerrahilerde her hastaya ameliyat yerine emici vakum aleti konur ve bu alet 1-3 gün hastada takılı klaır ancak bu alet alındıktan sonra hasta taburcu edilebilir. Okula veya dersaneye giden yada aktif olarak çalışan birinin 1-3 gün hastanede ,15-30 gün evde yatması ciddi bir sorun olmaktadır.Bu durumu çözmeye çalışan çağdaş tedavi kurumları, değişik tedavi seçenekleri uygulamaktadır.

Ameliyatsız pilonidal sinüs tedavileri arasında en yaygın bilineni gümüş (gümüş nitrat – nitrat de argant ) tedavisi ve fenol ( phenol – kristalize formik asit – kristalize fenol ) tedavisidir.Bu tedavi yöntemleri giriş deliği alınmadığı için daha sık tekrarlamaktadır öyleki hastalığın tekrar etme ihtimali % 70 lere kadar çıkmaktadır.Tekrar ihtimalinin yüksekliği fenol yada gümüşle tedavi yapanların sayısında azalmaya sebep olmuştur.

Erken işe dönüş ve diğer avantajları sebebiyle Bascom (mikro sinüsektomi) ameliyatı giderek yaygınlaşmaktadır.Bu yöntem fenol tedavisi kadar kolay yapılırken normal ameliyatlar kadar başarılı olmaktadır.Klasik ameliyatlarda asıl hastalıklı alan olan sinüsü çıkarmak için cilt 12-25 cm kesilir oluşan açıklık ya açık bırakılır yada çeşitli şekillerde dikilir.Uyguladığımız yöntemdeyse aynı sinüsü cildi 1-1,5 cm kestiğimiz delikten çıkarıp oluşan 1 cm – 1.5 cm açıklığı gizli dikişlerle kapatıyoruz.Bu sayede hasta tedaviden 10 dakika sonra arabasını sürerek işine dönebiliyor.Kıl yumağı kapsülüyle birlikte çıkarıldığı için cilt altında kıl kırıntısı veya başka yabancı cisim kalma ihtimali sıfırlanmaktadır.

Minimal invaziv ameliyatın üstünlükleri şu şekilde sıralanabilir

İş gücü kaybı olmaz.Klasik ameliyat sonrası  15 gün yüz üstü toplam 1-2 ay istirahat önerilirken bu yöntemde kişi aynı gün işine dönebilir.

Ağrı çok azdır.Açık ameliyatta gerginlik sebebiyle ciddi ağrı olurken bu yöntemde ağrı kesici almayı gerektirmeyecek düzeyde ağrı olur.

Yara bakımı pansuman ihtiyacı olmaz.Kapalı ameliyatta 15 gün pansuman (açık ameliyatta 2-5 ay) ve yara bakımı gerekirken yöntemimizle tedavi ettiğimiz kişiler 3 gün sonra normal banyosunu yapabilir.

Tekrarı azdır.Klasik ameliyatlarda % 5 – 40 arasında değişen tekrar ihtimali yöntemimizin ilk uygulamasında % 10 civarıdır,aynı kolaylıkla uyguladığımız 2.seans sonrası toplam tekrar oranı % 2-3 civarına düşmektedir.Tekrarın az olmasının en önemli sebebi yaralanmanın küçük olmasıdır.

Anestezi ve riski yok.1-2 cm lik alanın lokal anestezi ile uyuşturulması yeterlidir.

İltihap riski daha düşüktür; yaralama alanı küçük olduğu için normal ameliyata oranla çok daha düşüktür ve iltihap olsada yara küçük olduğu için sorun olmamaktadır.

Kalan yara izi:Arka planda kaldığı için önemsenmeyebilir ama bayanlarda Z plasti (flap yöntemlerinin tümü) ameliyatlarından sonra her bir bacağı 8-14 cm uzunluğunda Z harfi şeklinde abartılı bir iz kalabilir.Ayaktan uygulanan bu yöntemde yara izi görünmeyecek kadar küçüktür.

Ekonomiktir:Narkoz yatak,pansuman gibi uygulamalar olmadığı için öok daha ekonomiktir.

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/ayaktan-pilonidal-sinus-tedavi/feed 2
Pilonidal Sinüs Gümüş Tedavisi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-gumus-tedavisi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-gumus-tedavisi#comments Sat, 22 Sep 2012 11:15:18 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=840 Daha önce sizlere Pilonidal sinüs hastalığının Mikro Sinüsektomi yöntemi olan ve bizimde tavsiyemiz olan yöntemi anlatmıştık. Şimdi ise kıl dönmesi hastalığında uygulanan farklı bir tedavi yöntemi gümüş tedavisini Doktorumuz Op. Dr. Atilla Kaya özetliyor ve konunun en alt kısmında yer alan soru ve yorum alanında sorularınızı iletebilirsiniz.

Gümüşle pilonidal sinüs tedavisi

Pilonidal sinüs  tedavisi yapılan diğer ameliyatsız yöntemler gibi tedavinin özü gümüş nitrat adlı maddenin cilt altındaki kıl yumağı veya diğer yabancı cisimleri eritmesi esasına dayanır.Kılların giriş deliklerinden ince cerrahi aletlerle girilerek cilt altı temizlenmeye çalışılır yabancı cisimler mümkün olduğunca temizlenir ve oluşan boşluk geride kalmış olabilecek kıl,tüy,elbise tozu gibi şeyleri eritmek amacıyla gümüşle yıkanır.İşlem bittiğinde vücut içinde ilaç kalmaz ve bilinen zararı yoktur ancak doku yakma özelliği sebebiyle dikkatli uygulanmalıdır.

Bölgede var olan ve hastalığın asıl sebebi olan delik,gamze veya çukurluklar alınmadığı için bu yöntemden sonra hastalığın tekrarlama ihtimali % 70 lere kadar çıkarmaktadır

  Pilonidal sinüste gümüş iyonuyla tedavinin başarı şansı

Kristalize formik asitl tedavisinin başarısı ve tekrar ihtimalinin azaltılması 2 unsura bağlıdır

1-Temizliğin iyi yapılması

2-Sonraki dönemde yeniden kıl girişine engel olmak için bölge hijyenine dikkat edilmesi.

Delikler ve gamze yerinde kaldığı için temizlik çok önem arzetmektedir hatta temizliğe rağmen tekrar kıl girişi çok sık rastlanmaktadır.

 Pilonidal sinüs tekrarlama riski

Tekrar ihtimali her tedavi yönteminde vardır.Ameliyatlardan sonra pilonidal sinüsün tekrar ihtimali yapılan tekniğe bağlı olarak % 3-47 arasında değişmektedir.Gümüş tedavisinde hastalığın asıl sebebi alınmaması durumunda tekrar ihtimali çok daha yüksektir. Ve % 70ler düzeyindedir.

Gümüşle kıl dönmesi tedavisinin üstünlükleri:

Hasta aynı gün işine,okuluna dönebilir.

Belirgin ağrı olmaz.

Yara bakımı ve pansuman gerekmez.

Dikiş aldırmak gerekmez.

Tekrar ihtimali düşüktür.

Daha ekonomiktir.

Ameliyat izi kalmaz.

Narkoz olmadığı için riski yoktur.

Dikiş aldırmak gerekmez.

Tekrar etmesi durumunda aynı kolaylıkla uygulanabilir.

Gümüşle kıl dönmesi tedavisinin kötü tarafları
Tekrar ihtimali en yüksek tedavi şeklidir ve % 70 lere varmaktadır.

Çok erken dönem vakalarda uygulanabilir ilerlemiş vakalarda uygulanamaz

Giriş delikleri aletler sebebiyle daha da büyüdüğü için tekrar kıl girer

Deliklerin kalması hastayı huzursuz eder

Bir defada temizlenemediği için 3-4 seans uygulamak gerekir.

Kullanılan madde çok yakıcı bir kimyasal maddedir ve etrafa akarsa ciddi yanıklara sebep olur özellikle anüs civarındaki yanıkların tedavisi çok zor olmaktadır.

 

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-gumus-tedavisi/feed 3
Pilonidal Sinüs Apsesi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-apsesi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-apsesi#comments Fri, 21 Sep 2012 12:35:35 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=834 Pilonidal sinüs vücutla ilişkiyi kesen zarla kaplı kıl yumağı şeklindedir.  Sert şekilde oturma veya düşme, uzun yolculuk, ezilme veya benzer nedenlerle vücudun kıllar etrafında oluşturduğu zar yırtıldığında vücutla kıllar yüz yüze gelir ve vücut o kılları eritmek için madde salgılar. Salgılanan bu madde kılı eritme yeteneği olmadığı için eritemez ve akıntı şeklinde dışarı akar.

Kıllar yeniden zarla kaplanıncaya kadar bu akıntı devam eder bazen yıllarca sorun yaratmadan akıntı gelebilir. Akıntı olduğu sürece hastada ciddi bir rahatsızlık olmaz ancak akıntı oluşmaya devam ederken bu akıntının önü tıkandığında yani kılın gidiş deliği kapandığında salgılanan akıntı doku içinde birikir.

Bu akıntı süt gibi bozulmaya eğilimli protein yapısında olduğudan içinde mikrop üremeye başlar ve iltihap olur. İltihap 2-4 günde giderek artar  ve şişliğe sebep olur normalde şikayet yapmayan kıl dönmesi bu dönemde dayanılmaz düzeylerde ağrı yapabilir.Bu şişlik apsedir ve fındık kadar olabildiği gibi portakal kadar da büyüyebilir.Büyüdükçe hastanın ağrısı artar.

Pilonidal Sinüs Apsesi 

Bütün apseler gibi pilonidal sinüs apsesi de acil bir durumdur ve  hemen tedavi edilmesi gerekir. Boşaltılıncaya kadar apsenin çevre dokulara verdiği hasar artar ve bir anlamda kıl dönmesinin ilerlemesine sebep olur. Boşalıncaya yada boşaltıncaya kadar hastanın ıstırabı giderek artar.

Pilonidal Sinüs Apsesi Tedavisi Nasıl Yapılıyor?

Apse boşaltılmazsa 6-8 günde kendiliğinden boşalır ama bu süre zarfında doku hasarı ilerlemiş olur bu istenmeyen bir durumdur. Diğer taraftan boşalıncaya kadar hasta ciddi ağrı yaşar. Bu sebeple apsenin kendiliğinden boşalması veya üzerine lokum, kara merhem gibi uygulamalar yapılması yanlış bir yaklaşımdır. Kıl dönmesinde apse fark edildiği anda bir uzman tarafından cerrahi olarak boşaltılması gerekir.

Apse büyüdüğü sürece kötüye giden durum boşaltıldığı anda iyileşmeye başlar. Şişkinlikten kaynaklanan basınç ve buna bağlı şiddetli ağrı saniyeler içinde ciddi ölçüde azalır, ateş saatler içinde düşer. Boşaltma işlemi esnasında çok ağır kokulu bir cerahat gelir.

İşlem son derece basittir, en yumuşak yer 2 cm kadar uyuşturulur, neşterle 1.5-2 cm kesilir. Kesildiği anda bolca cerahat boşalır ve hastalar genellikle masadan kalkarken “ohh be ne kolaymış” der. Bazı kliniklerde özellikle devlet hastaneler soğutucu spreyle yapsa da işin kalitesini düşürür ve ağrı enjeksiyonla uyuşturmaya kıyasla daha fazla olur.

Antibiotik kullanmak apseyi tedavi eder mi ?

Apsenin olduğu boşlukta damar olmadığı için yeterli antibiyotik gelemez ve tek başına antibiyotik tedavi etmeye genellikle yetmez bu sebeple boşaltılması daha doğru bir yaklaşımdır. Apse boşaltıldıktan sonra işleme ek olarak antibiyotik başlanır.

Kıl Dönmesi Apsesinden Sonra Ne zaman Ameliyat Olunur

Apseleşme olurken iltihap ve devamında gelişen cerahat kıl yumağını dağıttığı gibi çevre dokuda da hasar oluşturur. İşte bu çevre dokuda oluşan hasarın düzelmesi zaman alır. Çevre doku hasarı düzelmeden ameliyat yapılırsa yeterince temizlenemeyebilir ve hastalığın tekrar ihtimali yükselir. Pilonidal sinüs apsesi boşaltıldıktan sonra tercihen 1.5 – 2 ay beklenip asıl hastalık pilonidal sinüs tedavi edilmelidir. Çevre dokuda oluşan hasar ancak 1-2 ayda vücut tarafından eski haline getirilebilir. Pilonidal sinüs tedavinin edilmezse apse tekrarlayarak yeni kanallar ve yeni yumaklar oluşabilir. Bu durumda hastalığın tedavisi güçleşir. Ameliyat korkusuyla tedaviyi erteleyen bazı olgularda tüm kalçaya dağılmış onlarca delik ve bunlarla ilişkili tuneller oluşur.

Apse Ne Zaman Boşaltılır

Hipokrat’tan beri yaklaşım aynıdır, fark edildiği anda boşaltılmalıdır. Bazen derinde olduğu için fark edilmesi gecikebilir, bu durumda iğne ile girip cerahate ulaşıldığı yerden açılabilir. Apseyi olabildiğince erken açmanın bir çok avantajı vardır.

  • Hastanın giderek artan ağrısı boşaltıldığı anda % 50-70 oranında azalır ve azalma devam eder
  • İltihabın dokuya verdiği hasar o anda durmuş olur
  • Ateş varsa düşer
  • Yeni delikler açılmasına engel olunur
  • Daha erken iyileşme sağlanır

Kıl Dönmesi Apsesi Pansumanı Nasıl Yapılır

İşlemi yapan doktorun yaklaşımına göre değişiklikler olmaktadır. 2-3 hafta pansuman için çağıran klinikler bile vardır. Doğru yaklaşım boşaltmanın ertesi günü pansuman yapılır bir sonraki gün pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Sonuçta apse en ağır mikroplarla oluşmuştur ve yeni mikrop eklenem ihtimali yok diyecek kadar azdır. Banyo yapmak ve apsenin boşaltıldığı yeri de yıkamak mikropları uzaklaştıracağı için artı avantaj sağlar. Eskiden apseyi boşalttıktan sonra içine koyduğumuz mesh denilen fitil gibi bez parçasını 2 hafta boyunca koyardık ancak son yıllarda 2.günden sonra bunu yapmanın anlamı olmadığı görülmüştür.

Pilonidal Sinüs Apsesi Boşaltılmazsa Ne Olur

Bir çok apse gibi günler içerisinde giderek şişer ve 5-8 günde derinin bir yerini zayıflatarak patlayıp boşalır. Boşalıncaya kadar şikayetler giderek artar. Kendi boşalacağı içib uzak noktalardan boşalarak yeni delikler (fistül) oluşabilir. Bu şekilde yeni delikler özellikle de uzak yeni delikler tedaviyi güçleştirir.

Kaynak: Pilonidal Sinüs Apsesi

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-apsesi/feed 207
Pilonidal Sinüs Mikro Sinüsektomi Tedavisi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-mikro-sinusektomi-tedavisi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-mikro-sinusektomi-tedavisi#comments Thu, 20 Sep 2012 13:12:39 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=829 Daha önceki bir konumuzda pilonidal sinüs tedavisine dair bilgilendirmemiz olmuştu bu konu ise pilonidal sinüs hastalarını çok rahatlatacak bir haber içeriyor. Haberin kaynağında tüm eski pilonidal sinüs ameliyatlarını adeta tarihe gömen Mikro sinüsektomi yöntemi ile pilonidal sinüsün tedavisi anlatılıyor. Mikro Sinüsektomi tedavisi ile hasta tedavi sonrası işine okuluna sosyal hayatına döner, yatma ve istirahat gerektirmez.

Micro Sinüsektomi (Bascom ameliyatı ) ile pilonidal sinüs tedavisi

Pilonidal sinüs (kıl dönmesi) hastalığı tedavisinde uzun klinik çalışmalar sonunda geliştirilmiş bir tekniktir.Yöntemin klasik kıl dönmesi tedavilerine birçok üstünlüğü vardır bunlar içerisinde en önemlisi iş gücü kaybının olmaması ve  tekrarlama ihtimalinin düşüklüğüdür.

Pilonidal sinüs 17-25 yaş gurubunun en sık cerrahi hastalığıdır.Ameliyat korkusu,narkoz korkusu,2-6 haftalık iş gücü kaybı,operasyon sonrası ağrı,iz kalması ve tekrarlayabileceği düşüncesi hastaların tedavilerini ertelemelerine,ertelemekte hastalıklarının ilerlemesine sebep olabilmektedir.

Kıl dönmesi tedavisinde tekrarlama ihtimalinin yüksekliği,yara bakımın ve hastane ortamında tedavi getirdiği olumsuzluklar gibi sorunlar bir çok ameliyat tekniği geliştirilmesine sebep olmuştur,bir kısmı terkedilmiş 8 farklı ameliyat yöntemi vardır.Ameliyat sonrası 2-4 hafta iş gücü kaybı ise ameliyatsız yöntemler denilen fenol ve gümüş tedavisinin tanımlanmasına sebep olmuştur ancak ameliyatsız (fenol-gümüş nitrat) yöntemlerde görülen % 70 lere varan tekrarlama ciddi sorun olmuştur.

Mikro sinusektomi ile pilonidal sinüs hastalığı tedavisi

Micro sinusectomi ayaktan yapılabilen ameliyatsız yöntemleriyle ameliyala yapılan tedavilerin ortak özelliklerini tek yöntemde uygulayarak her iki yönteminde üstünlüklerini yakalamış bir tedavi yöntemidir

 Mikro sinüsektomi ile klasik ameliyatların farkları

Ameliyat ücretleri;Klasik ameliyatlar yapıldığı hastaneye göre 4 000-15 000 TL arasında değişirken micro sinusectomide narkoz ve yatak ücreti gibi masraflar olmadığı için tedavi ücret, 800-1000 TL dir

Ameliyat sonrası ağrı 3 gün şiddetli olarak 15 gün sürerken micro sinusectomide ağrı kesici almayı gerektirmeyecek düzeyde olur.

Ameliyat sonrası geniş yara alanında oluşacak kirli kanı emmesi için vakum aleti (dren) takılırken micro sinusectomide dren kullanılmaz ve drene bağlı sorunlar olmaz.

İş gücü kaybı klasik ameliyatlarda 2-6 hafta arasında değişirken, micro sinusectomide toplam 1 saat sonra hasta işinin başına dönebilir.

Ameliyatlardan sonra % 10-15 oranında görülen iltihap ciddi sorun olmakta ve yara tümüyle açılabilmektedir,böyle bir durumda yara bakımı 3-5 ay sürebilmektedir.Micro sinusectomide yaralanma alanı 1-2 cm olduğu için iltihap ihtimali % 1-2 civarındadır ve iltihap olması durumunda yara açılsa bile 1-2 haftada sorunsuz bir şekilde kapanmaktadır.

Normal ameliyatlarda 10-30 cm iz kalırken micro sinusectomide görünmeyecek kadar  ( 1-2 cm ) küçük bir iz kalır.

Ameliyat sonrası 10-15 gün banyo yasaklanırken Micro sinusectomi den 48 saat sonra banyo yapılabilir,4-5 gün sonra havuz ve denize girilebilir.

Narkozla yapılan ameliyattan sonra en az bir gün hastanede yatmak gerekirken micro sinusectomiden 10 dakika sonra işe dönülebilir.

Tekrar ihtimali klasik ameliyatlarda % 7-40 arasında görülürken micro sinusectomide % 3 civarındadır.

Ameliyat sonrası yara bakımı ve pansuman 12-15 gün devam ederken(açık bırakmada bu süre 3-5 aydır) micro sinüsectomide yara bakımı ve pansuman önerilmez.

Micro sinusectomi uygulama kolaylığı ve hasta memnuniyet yüzdesinin yüksekliği sebebiyle hızla yaygınlaşmaktadır.

https://www.ideaklinik.com/mikro-sinusektomi-ameliyati.html

https://www.ideaklinikankara.com/mikro-sinusektomi-ameliyati/

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-mikro-sinusektomi-tedavisi/feed 28
Pilonidal Sinüs Tedavisi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-tedavisi http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-tedavisi#respond Wed, 19 Sep 2012 13:38:08 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=823 Pilonidal sinüs hastaları artık tedaviden korkmalarına hiç gerek yoktur. Çünkü tedaviye müteakip yatma gerekmeksizin işlerine ve sosya hayatlarına dönebilecek şekilde Pilonidal Sinüs tedavisi yapıyoruz. İdea Klinikte Pilonidal Sinüs Tedavisi için aşağıdaki detayları mutlaka okumalısınız çünkü bir çok avantajı ve fark göreceksiniz.

Pilonidal Sinüs Tedavisi

Kliniğimizdeki uygulamanın avantajlarını anlatabilmek için normalde kıl dönmesi olduğunu düşünen birinin tedavi olmaya karar verdiğinde ve tedavi sonrası neler yaşayacağından biraz bahsetmeliyiz, aradaki fark ancak böyle anlaşılabilir. Bunlar özel hastanede biraz daha kolay olsa da her hastanede yaklaşık aynı şekilde seyretmektedir.

  • Sabah erkenden hastaneye gidilir,önce muayene için sıra almak üzere sıraya girilir
  • Sırası geldiğinde ki büyük orandan öğleden sonrayı bulur muayene olunur teşhis doğrulanır.
  • Ameliyat narkozla yapılacağından narkoz uzmanının isteyeceği tahliller,film ve EKG gibi araştırmalarla ilgili kağıtlar alınır ve bu kağıtlarla önce laboratuara kan ve idrar verilir oradan çıkılıp röntgen ünitesine gidilir ve akciğer filmi çektirilir arkasından EKG ünitesine gidilip kalp grafisi çektirilir.
  • Öğleden sonra tüm bu araştırmaların sonucu alınır narkoz uzmanı gitmediyse ona muayene olunur,gittiyse muayene ertesi güne sarkar.
  • Anestezi konsultasyonunda bir engel çıkmadıysa tekrar genel cerrahi polikliniğine gidilip ameliyat günü alınır.Özel hastanelerde 1-2 gün olan randevu devlet hastanelerinde 1-2 ayı bulabilir.
  • Ameliyat randevusu alınan günün bir önceki akşamından itibaren aç kalınır ve hastaneye aç gelinip odaya yerleşilir ve ameliyat sırasının gelmesi beklenir.
  • Kıl dönmesinin olduğu alan kirli kabul edildiği için genellikle günü sonunda ameliyata alınır.
  • Narkoz,ameliyat hazırlığı,ameliyat ve narkozdan uyanma 2 saat kadar zaman alacağından hasta sahipleri bu kadar süre stresle bekler.
  • Ameliyat yerine konan dren (boru) 1-3 günde alınacağı için en az bir gün hastanede yatılır.
  • Günlük veya iki günde bir pansumana gelmek ve evde yüzüstü yatmak üzere hasta taburcu edilir.1-2 aylık istirahat raporu verilir.
  • 12-15 gün süren pansumanlar sonrası dikişler alınır (açık bırakma yöntemi uygulandıysa dikiş almak gerekmez ama 3-6 ay süren pansumanlar devam eder)
  • Dikişler alındıktan sonraki birkaç gün daha yüzüstü istirahat önerilir sonraki dönemde hafif aktivitelere müsaade edilir.
  • Hasta 1-2 ayda işinin başına dönebilir.

İdea Klinikte pilonidal sinüs tedavisi seyri şu şekilde

  • Randevu saatinde gelen hasta muayene edilir hastalığı ve tedavisiyle ilgili bilgilendirilir.Aynı anda tedavi olmak isterse
  • Hasta lazer ünitesine alınır 5-10 dakika süren proflaktik lazer uygulanır.
  • Lazer uygulamasından sonra cerrahi işlem için bölgesel antisepsi sonrası lokal anestezik uygulanır.Kıl yumağı giriş delikleri ve kapsülüyle birlikte ciltte oluşturulan  1-1,5 cm lik açıklıktan çıkarılır ve oluşan 1 cm – 1.5 cm açıklık gizli dikişlerle kapatılır. Ameliyat 10-15 dakika sürer.
  • Hasta ameliyat sonrası 15 dakika salonda dinlendirilir bu süre sonunda son bir kontrol yapılarak işine, okuluna veya evine dönmek üzere taburcu edilir.
  • İltihap oluşma ihtimalini azaltmak için antibiotik ve olabilecek minimal ağrı için ağrı kesici içerikli reçetesi verilir.
  • 3 gün sonra banyo yapması önerilen hasta kontrol veya pansuman için tekrar çağrılmaz.
  • Hastalığın tekrarından korunmak için gerekli önlemler ayrıntılı anlatılır ve ayrıca yazılarak verilir.
  • Hastanın pilonidal sinüsten tamamen kurtulmak için ayırdığı toplam süre 1 saati bulmaz ve aynı gün işine kaldığı yerden devam edebilir.

Bu sayfada daha çok tedaviye karar veren kişinin nasıl bir yol izleyeceği anlatıldı. Ameliyata karar vermeden önce mutlaka yöntemleri, bu yöntemlerin avantaj ve dezavantajlarını iyi araştırmalısınız. Özellikle çağdaş kıl dönmesi ameliyat yöntemleri olan mikro sinüsektomi, Bascom, sinüsotomi ve pit picking yöntemlerini iyi araştırmadan karar vermeyin.

Doktorunuz size “ameliyat yapacağız” dediğinde onu sorgulamalı ve hangi yöntemle ameliyat edeceğini bilmelisiniz. Sadece klasik yöntemleri bilen bir cerraha gittiğinizde sizi klasik yöntemlerden birine ( ondan fazla çeşit klasik kıl dönmesi ameliyatı vardır) razı etmeye çalışacaktır. Siz iyi araştırdıysanız doktorunuzu sorgular ve kendi avantajınıza olan yöntemleri araştırırsınız.

Yöntemlerle ilgili ayrıntılı bilgiyi www.kildonmesi.com.tr den okuyabilirsiniz.

Kaynak: Pilonidal Sinüs Tedavisi

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-tedavisi/feed 0
Pilonidal Sinüs Korunma Yöntemleri http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-korunma-yontemleri http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-korunma-yontemleri#respond Mon, 17 Sep 2012 11:35:45 +0000 http://www.pilonidalsinus.gen.tr/?p=812 Bir çok hastalık gibi Pilonidal Sinüs vakasıda genetik hastalıklar arasında yer almaktadır. Yani birinci derece seyılabilecek aile fertlerinden Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi ) olması sizinde bu hastalığa meyilli olduğunuzu gösteren durumlardan birisidir. Tüm hastalıkların sadece genetik olmadığını düşünürsek bu Pilonidal Sinüs korunma ve alınacak önlemler ile hastalığa karşı koruyucu önlemleri aşağıdan okuyabilirsiniz.

Pilonidal sinüs Korunma Hastalığı Önlermi?

Pilonidal sinüs korunma yöntemlerini uygulamak tam anlamıyla sii hastalığa karşı korumaz bunu mutlaka bilmenizi hatırlatarak konuya giriş yapalım isterseniz. İşte sizler için hazırlanan pilonidal sinüs korunma yöntemleri ve yapılması gerekenler.

Ailesinde kıl dönmesi olan ve aşırı kıllı insanlar pilonidal sinüs konusunda daha yatkın olarak kabul edilir ve bu kişilerde hastalığın görülme sıklığı normal topluma göre daha sıktır. Bu sebeple böyle yatkınlığı olan kişiler pilonidal sinüsten korunmak için şu önerilere dikkat etmeli ve bunları düşünmeden yapılacak alışkanlık haline yani yaşam biçimi haline getirmelidir.Bu öneriler hastalıktan ameliyat olanlar için daha ciddiye alınmalıdır çünkü bu hastalık en sık tekrarlayan cerrahi hastalıklardandır,yapılan tekniğe göre tekrar ihtimali % 3 ile % 47 arasında değişmektedir.Aşağıda sayılacak hijyen kurallarına uyulması halinde tekrarlama ihtimali çok düşürülebilir.

Pilonidal sinüs korunma konusunda bilmeniz gerekenler

-Her banyoda kuyruk sokumu bölgesine basınçlı duş tutulmalı,vücutta kullanılan lif veya benzeri temizlik aracını o alandan da geçirilmeli.

-Sabah akşam her kıyafet değiştirdiğinizde iç çamaşır indirip kalçaların arası ıslak bir mendille silinmeli.

-Her tuvalete girildiğinde taharetlenirken el ve tuvalet kağıdı kuyruk sokumu alanından da geçirilmeli.

-Kılların o alana gelmemesi için atlet külotun dışında tutulmalı.

-Kuyruk sokumu bölgesi aşırı kıllıysa yukardan dökülecek kılların o bölgeye takılmaması ve yukarda ayrıntılı tarif edilen temizlik önerilerinin daha rahat ve yeterli yapılabilmesi için 10 günde bir kıl dökücü krem veya başka şekilde kılları alınmalı.

Kuyruk sokumu alanının lazer epilasyonla kıllardan arındırılması halinde tekrarın azaltılabileceği konusunda bilimsel çalışmalar olsa da dokudan çıkan kılların daha çok ense kılları olduğu ve o bölgeye epilasyon yapılamayacağı için bölge epilasyonunun faydalı olmayabileceği görüşü de vardır.Özellikle kılsız insanlardada p,lonidal sinus olması lazer epilasyonu desteklememektedir.

Pilonidal sinüsün oluşmasında en büyük etken bölgenin kıl veya tozla kirli olmasıdır,temiz tutulması halinde kişisel yatkınlık olsa dahi cilt altına girecek bir şey olmadığından hastalık oluşamaz yada ameliyat sonrası tekrarlayamaz.

Bu önlemler pilonidal sinüs ameliyatı olan kişilerinde mutlaka uyması gereken önlemlerdir.Ameliyatın tekrarlamasında yapılan teknik önemli olduğu kadar kişisel hijyende önemlidir.

Kaynak: Pilonidal Sinüs korunma

]]>
http://www.pilonidalsinus.gen.tr/pilonidal-sinus-korunma-yontemleri/feed 0